Eskiden anneler, babalar ve ilkokul öğretmenleri, bebeklerin nasıl oluştuklarını çocuklara kuşlardan, böceklerden bahsaçarak anlatırlardı: Böylece ana ve babalar sıkıntı çekmez, öğretmenler de arka sıralarda oturan haşarı öğrencilerinin birbirlerini dürtüp pişmiş kelleler gibi sırıtmalarını seyretmek zorunda kalmazlardı.
Yöntemin hâlâ yararlı olduğuna inandığımızdan size, masa başında, yüzlerce gerçeği gözardı ederek tasarladığınız formüllerle, kapalı kapılar ardında aldığınız böyle kararlarla bir toplumu istediğiniz gibi güdümleyemeyeceğinizi kuşlardan böceklerden örneklerle anlatmaya çalışacağız:
* Avustralya’da Veba Çekirgeleri zaman zaman çoğalır ve dönümlerce ekilmiş arazide ne varsa yok ederler. 1862’de yetkililer, Hindistan’daki Mina kuşunun çekirge yemeye bayıldığını duymuş, bunlardan toplayıp ülkelerine getirmişler. İthal kuşlar, çekirgeleri yemiş, bitirmişler mi? Hayır, yararlı yerli kuşların yiyeceklerini, yuva alanlarını işgal ederek bunların azalmasına yol açmışlar. Sonra da meyveleri, tahıl tanelerini gagalamaya, taşıdıkları parazitlerle insanlara hastalık bulaştırmaya başlamışlar.
* Yine Avustralya’da, 1930’da, şekerkamışını mahveden böcekleri yesin diye ABD’den getirilen Şekerkamışı Kurbağaları, şekerkamışı böceklerinden çok arıları yemişler, bal üretimi azalmış, saldıkları zehirle insanlara, yararlı hayvanlara zarar vermişler. Şimdi, oralarda “Zehirini fışkırttığında ilk yardım olarak ne yapılacağını” anlatan broşürler dağıtılmakta.
Bir de kuşsuz, böceksiz bir örnek verelim:
* 1977-1981 yılları arasında Zbigniev Brezezinski, ABD Cumhurbaşkanı Carter’ın ulusal güvenlik yardımcısıydı. Sovyetler o tarihlerde Afganistan’ı işgal etmişlerdi. Komünizmin petrol üreten ülkelere sarkacağından korkuldu. ABD Ulusal Güvenlik Kurulu, Brezezinski’nin güdümünde çalıştı ve Marksizm’in, İslam’ın en yobazını silahlandırarak durdurulabileceği sonucuna varıldı. Sonra ne oldu? Silahlandırdıkları köktendinci Müslümanlar Taliban’ı oluşturdular, aralarından Osama Bin Laden çıktı, ABD, 11 Eylül saldırılarına uğradı.
Şimdi biyoloji hocasından seks bilgisi edinmekte olan yeni yetmeler gibi sırıtmadan dinleyin: İster dünyanın en güçlü, en kuvvetli ülkesinin başında bulunun, isterse yüzde bilmemkaçla gelmiş bir iktidar olun, herhangi bir ülkeyi, mesela Türkiye’yi, ezip, çekip, zorlayıp öyle masa başında geliştirdiğiniz ya da kafanıza siz çocukken sokulmuş kalıplara uydurmanız imkânsızdır; Lafonten’de bunu zamanında anlamanızın yararını anlatan pek çok kuş masalı vardır! l
Yöntemin hâlâ yararlı olduğuna inandığımızdan size, masa başında, yüzlerce gerçeği gözardı ederek tasarladığınız formüllerle, kapalı kapılar ardında aldığınız böyle kararlarla bir toplumu istediğiniz gibi güdümleyemeyeceğinizi kuşlardan böceklerden örneklerle anlatmaya çalışacağız:
* Avustralya’da Veba Çekirgeleri zaman zaman çoğalır ve dönümlerce ekilmiş arazide ne varsa yok ederler. 1862’de yetkililer, Hindistan’daki Mina kuşunun çekirge yemeye bayıldığını duymuş, bunlardan toplayıp ülkelerine getirmişler. İthal kuşlar, çekirgeleri yemiş, bitirmişler mi? Hayır, yararlı yerli kuşların yiyeceklerini, yuva alanlarını işgal ederek bunların azalmasına yol açmışlar. Sonra da meyveleri, tahıl tanelerini gagalamaya, taşıdıkları parazitlerle insanlara hastalık bulaştırmaya başlamışlar.
* Yine Avustralya’da, 1930’da, şekerkamışını mahveden böcekleri yesin diye ABD’den getirilen Şekerkamışı Kurbağaları, şekerkamışı böceklerinden çok arıları yemişler, bal üretimi azalmış, saldıkları zehirle insanlara, yararlı hayvanlara zarar vermişler. Şimdi, oralarda “Zehirini fışkırttığında ilk yardım olarak ne yapılacağını” anlatan broşürler dağıtılmakta.
Bir de kuşsuz, böceksiz bir örnek verelim:
* 1977-1981 yılları arasında Zbigniev Brezezinski, ABD Cumhurbaşkanı Carter’ın ulusal güvenlik yardımcısıydı. Sovyetler o tarihlerde Afganistan’ı işgal etmişlerdi. Komünizmin petrol üreten ülkelere sarkacağından korkuldu. ABD Ulusal Güvenlik Kurulu, Brezezinski’nin güdümünde çalıştı ve Marksizm’in, İslam’ın en yobazını silahlandırarak durdurulabileceği sonucuna varıldı. Sonra ne oldu? Silahlandırdıkları köktendinci Müslümanlar Taliban’ı oluşturdular, aralarından Osama Bin Laden çıktı, ABD, 11 Eylül saldırılarına uğradı.
Şimdi biyoloji hocasından seks bilgisi edinmekte olan yeni yetmeler gibi sırıtmadan dinleyin: İster dünyanın en güçlü, en kuvvetli ülkesinin başında bulunun, isterse yüzde bilmemkaçla gelmiş bir iktidar olun, herhangi bir ülkeyi, mesela Türkiye’yi, ezip, çekip, zorlayıp öyle masa başında geliştirdiğiniz ya da kafanıza siz çocukken sokulmuş kalıplara uydurmanız imkânsızdır; Lafonten’de bunu zamanında anlamanızın yararını anlatan pek çok kuş masalı vardır! l
Selçuk Erez / 09.08.2009 / Cumhuriyet Dergi


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder