19 Temmuz 2009 Pazar

Dumansız Hayat mı?

Dumansız Hayat mı?
Bugün 19 Temmuz… Günlerdir, aylardır hazırlık yapıldı. Sonunda o gün geldi çattı. Bundan böyle dumansız hava, dumansız hayat!
Doğrusu içimden şöyle haykırmak ve bir bir şunları sıralamak geliyor:
Tepemizde ve çevremizde kapkara dumanlar dolanırken, yaşam tarzımızı karartırken, hayatımıza çullanırken…
O kapkara duman, alıştıra alıştıra millete haksızlıkları kanıksatırken…
O kara, kapkara duman, ekonomik krizi, çoğalan işsizliği, artık kimsenin görmezden gelemediği eğitimin iflas edişini “başarı” diye niteleyip millete yutturmaya kalkarken…
O kapkara duman, kitle iletişim araçlarını, “liberal” etiketi altında kitle uyutma aracına dönüştürürken…
O karanın da karası duman, kaba kuvveti, orman kanunlarını, şiddeti, hem maddi hem manevi şiddeti, “demokratik tepki” diye sunmaya çalışırken…
O kara duman “öteki”nin yaşamını, hayatını tehdit ederken ve tehditten korkanlar susarken … (Biliyorsunuz “ölümden korkmak ayıp değil… ne de düşünmek ölümü…”)
İşte bütün bunlar süre gelirken içimden “Sigara dumanı, bu kara dumanın yanında hiç kalır! Tanrı aşkına rahat bırakın insanları, dileyen dilediği gibi içsin… Elbet içene ve içmeyene, yani başkalarına saygı göstererek…” demek istiyorum.
Ama… Demeyeceğim!
Hayır bunları söylemeyeceğim, çünkü başkalarına saygı gösterme ya da göstermeme alışkanlığımızı (o konuda pek başarılı olamadığımız ortada) bir yana koyarsak, iki yıldır sigara içmeyen bir insan olarak yaşadığım sevinci herkes yaşasın istiyorum!
Çoooook uzun yıllar çooook sigara içtim. Geceler gündüzler boyunca içtim. Sigarasız yazı yazamayacağıma inandığım dönemler oldu. Sigarayla aşk-nefret ilişkisi yaşadım. Kaç kez bıraktım ve hep yeniden başladım. (Adamın biri, “Sigarayı bırakmak çok kolay, ben her gün bırakıyorum” demiş!) Bırakmak için birbirinden çok farklı her yöntemi denedim. Akapunktur, ilaç, hipnoz, psikolojik telkin, toplu seanslar, Tibet’te guru, Beijing Devlet Hastanesi’nde doktor, Allen Carr kitabı… Tüm yöntemler bir süre sonra işe yaramaz oldu! Sonunda sorunumu ağır bir zatürree halletti! İki yıldır tek sigara içmedim.
Tek sigaranın, sigarasız yaşamı önlediğini, engellediğini, tek sigaranın bir daha asla sigarasızlığa izin ve geçit vermediğini, bütün deneyimlerim bana çok iyi öğretmişti!
Bütün bunları niye söylüyorum. Herkes yapabilir demek için ve deneyimlerin birbirimize aktarmanın yararına inandığım için. Bir de asıl sonrasının sevincini paylaşmak için…
Hani herkesin söylediği, kokuları ve tatları fark etme, rahat nefes alma, gribe yakalanmama, yürürken, merdiven inip çıkarken, dans ederken, torunları hoplatırken nefes nefese kalmama… Meğer hepsi doğruymuş!
Hiç kimseden daha önce duymadığım, bendeki en büyük değişiklik ise şu oldu: Sabahları dinlenmiş uyanmak! Eskiden zaten sigara içmekten gece hiç uyumazdım, birkaç saat uykudan sonra da yorgun argın uyanırdım! Meğer ne büyük lüksmüş sabah dinlenmiş uyanmak! Baş ağrılarına, sinüzit derdine de paydos! Yaz ortasında en sıcak günde el ayak üşümesi de yok artık! Yaşasın, kanım el ve ayak parmaklarımda da dolaşıyor! Daha neler neler…
Hiç özlemiyor muyum? Elbet özlüyorum. Paris’teki öğrencilik yıllarımı da özlüyorum, Uganda’da iç savaş sonrası günlerimi de, Rize ile Hopa arasındaki tüm kahvelerde, elimde sigara yaptığım sohbetleri de çok özlüyorum…
Yalnız şu farkla ki, sigarayı her özleyişte, bir de Tanrı’ya şükrediyorum bu belalı sevgiliden kurtuldum diye!
Haydi bakalım, sigara içenlere kolay gelsin, içmeyenler siz de lütfen biraz anlayışlı olun! Kanun bugün yürürlüğe girdi diye fırsat bu fırsat faşistliğin âlemi yok!
Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkındaki Yasa, herkese hayırlı olsun! Herkesin sigara dumanı kadar tüm kara dumanları da ciddiye alması ve yaşamından kovması dileğiyle.

Zeynep Oral / 19.07.2009 / Cumhuriyet


Musa Kart / 19.07.2009 / Cumhuriyet

Hiç yorum yok: