Demokrasi İçin Manifestom
AKP şimdi özellikle hukuk sistemini yıkma üzerinde yoğunlaştı. İktidar ve uşak medya arasındaki büyük birliktelik ve eşgüdüm, hukuk-yargı üzerinde planların daha büyük çaplı uygulamaya konmasının gündeme alındığını göstermekte.
Şimdi HSYK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) çembere alındı! İktidar, medyası aracılığıyla bu kurulu sopalıyor ve kurul üzerinde terör estiriyor. Sözde Ergenekon hâkim ve savcılarının yer değiştirilmesi bahanesi altında, iktidar zamanı gelen bütün atamaların kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesi için, kurul üzerinde büyük baskı uygulamakta.
Bu tablo, yargının nasıl büyük bir siyasi bağımlı yapıda olduğunun somut göstergesidir!
Erdoğan ve adamları, “taraf tutan yargı” propagandasıyla tamamen yandaş bir yargı ve adalet sistemini kurmak için ataktadır!
Erdoğan, radikal geçmişinin esiri bir beyine sahip olduğunu her fırsatta gösteriyor.
Parlamenter demokratik sistemi, parça parça yıkarak, sistemin her bir ayağını AKP’leştirme-Fetolaştırma planını uyguluyor. Bunu yaparken de sık sık “büyük sabır gereğini” dile getiriyor. Ama sabırsız bir şekilde!
***
Artık tablo kesinlikle şunu göstermekte: Erdoğan ve çekirdek kadrosu;
1) Kesinlikle radikal İslamcı ve büyük otoriter bir karaktere sahiptir;
2) Kesinlikle devlet ve ülke içinde bütün iktidar güçlerini tek elde toplama, bütün güçleri merkezileştirme planını uygulamaktadır;
3) Kesinlikle otoriter ve tek adam yönetimi bir rejimin taşlarını döşemektedir;
4) Kesinlikle hukuk gibi sivil alanları yakıp yıktıktan sonra sıra, askeri otoriteyi/hiyerarşiyi darmadağın etmeye gelecektir. Bunu bir ay önceki bir yazımda burada dile getirdim. Nitekim iktidara bağımlı, hukuka karşı başlatılan son saldırının işaret fişeğini çakan bir tetikçi de iktidarın ordu üzerindeki bu niyetini köşesinde dile getirmiştir! Erdoğan, ordu içinde atamaları tamamen kendisinin yapacağı zamanı kollamakta ve tetikçileri aracılığıyla da bunun ilk kamuoyu hazırlığını yapmaktadır!
5) İktidarın iki yıl zamanı vardır. Bu süre içinde bunları yapabilecek gücü bulabilirse hepsini yapacaktır! Ancak, ekonomik kriz Erdoğan ve iktidarını zorlamaktadır! Bu süre içinde anayasayı değiştirebilecek bir gücü olabilir mi bilmiyorum. Ancak bu iktidar altında yapılacak bütün yeni anayasalar, AKP’nin mutlak iktidarına hizmet edecektir ve bütün bu çabalara karşı konmalıdır. Yeni anayasa, daha dengeli bir Meclis’in işi olmalıdır ve muhtemelen iki yıl sonraki Meclis yeni anayasa yapabilecek bir zenginlikte olabilir.
***
ŞİMDİ SON BİR İDDİALI NOT BIRAKARAK, ŞÖYLE EN AZ İKİ HAFTALIK BİR YAZI TATİLİNE ÇIKIYORUM:
7) İki yıl sonraki seçimler, Cumhuriyet tarihinin en karanlık seçimleri olabilir. Muhtemelen de öyle olacaktır. Mutlak gücünü kaybetmeye aday bir diktatör eğilimli lider, direnecektir. Fethullahçılar direnecektir iktidarlarını kaybetmeye! Ve şimdiden, seçimleri kazanmak için her türlü karanlık plan ve programlarını yapmaya başlamışlardır! Demokratik geçmişi ve kültürü hiç olmayan ve demokrasiyi mutlak iktidarları için bir araç olarak gören kafa yapısı, her türlü hilekârlığı sahnelemeye hazırdır. Mutlak dincilerin veya totaliter zihniyetin neler yapabileceğini, hatta birbirlerini bile yok edebileceğini İran’da görmekteyiz! Din de mutlak iktidarlar için sadece bir araçtır! Din her türlü kılığa sokulabilir onlar için!
8) Türkiye’nin nasıl bir rejimde yaşayacağına, AKP’nin bile ortalıkla kalıp kalamayacağına karar verilme noktası, iki yıl sonraki seçimler ve sonrasıdır! Bu seçimler BÜYÜK BİR KIRILMA NOKTASI olacaktır ülke, siyasal sistem ve siyasal hayat için!
9) Bütün demokrasi güçleri, başta seçim bilgisayar sistemi ve işleyiş mekanizmaları için olmak üzere, şimdiden hazırlanmalıdır. Geçmiş seçimde ortaya atılan savlar didik didik edilerek işe başlanmalıdır. CHP buna önderlik etmelidir, eğer burada yazılanlara inanıyorsa ve Türkiye’nin geleceğini düşünüyorsa!
10) Yoksa sadece bu amaç için bir Demokratik Seçimler İçin Platform kurulmalıdır!
AKP şimdi özellikle hukuk sistemini yıkma üzerinde yoğunlaştı. İktidar ve uşak medya arasındaki büyük birliktelik ve eşgüdüm, hukuk-yargı üzerinde planların daha büyük çaplı uygulamaya konmasının gündeme alındığını göstermekte.
Şimdi HSYK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) çembere alındı! İktidar, medyası aracılığıyla bu kurulu sopalıyor ve kurul üzerinde terör estiriyor. Sözde Ergenekon hâkim ve savcılarının yer değiştirilmesi bahanesi altında, iktidar zamanı gelen bütün atamaların kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesi için, kurul üzerinde büyük baskı uygulamakta.
Bu tablo, yargının nasıl büyük bir siyasi bağımlı yapıda olduğunun somut göstergesidir!
Erdoğan ve adamları, “taraf tutan yargı” propagandasıyla tamamen yandaş bir yargı ve adalet sistemini kurmak için ataktadır!
Erdoğan, radikal geçmişinin esiri bir beyine sahip olduğunu her fırsatta gösteriyor.
Parlamenter demokratik sistemi, parça parça yıkarak, sistemin her bir ayağını AKP’leştirme-Fetolaştırma planını uyguluyor. Bunu yaparken de sık sık “büyük sabır gereğini” dile getiriyor. Ama sabırsız bir şekilde!
***
Artık tablo kesinlikle şunu göstermekte: Erdoğan ve çekirdek kadrosu;
1) Kesinlikle radikal İslamcı ve büyük otoriter bir karaktere sahiptir;
2) Kesinlikle devlet ve ülke içinde bütün iktidar güçlerini tek elde toplama, bütün güçleri merkezileştirme planını uygulamaktadır;
3) Kesinlikle otoriter ve tek adam yönetimi bir rejimin taşlarını döşemektedir;
4) Kesinlikle hukuk gibi sivil alanları yakıp yıktıktan sonra sıra, askeri otoriteyi/hiyerarşiyi darmadağın etmeye gelecektir. Bunu bir ay önceki bir yazımda burada dile getirdim. Nitekim iktidara bağımlı, hukuka karşı başlatılan son saldırının işaret fişeğini çakan bir tetikçi de iktidarın ordu üzerindeki bu niyetini köşesinde dile getirmiştir! Erdoğan, ordu içinde atamaları tamamen kendisinin yapacağı zamanı kollamakta ve tetikçileri aracılığıyla da bunun ilk kamuoyu hazırlığını yapmaktadır!
5) İktidarın iki yıl zamanı vardır. Bu süre içinde bunları yapabilecek gücü bulabilirse hepsini yapacaktır! Ancak, ekonomik kriz Erdoğan ve iktidarını zorlamaktadır! Bu süre içinde anayasayı değiştirebilecek bir gücü olabilir mi bilmiyorum. Ancak bu iktidar altında yapılacak bütün yeni anayasalar, AKP’nin mutlak iktidarına hizmet edecektir ve bütün bu çabalara karşı konmalıdır. Yeni anayasa, daha dengeli bir Meclis’in işi olmalıdır ve muhtemelen iki yıl sonraki Meclis yeni anayasa yapabilecek bir zenginlikte olabilir.
***
ŞİMDİ SON BİR İDDİALI NOT BIRAKARAK, ŞÖYLE EN AZ İKİ HAFTALIK BİR YAZI TATİLİNE ÇIKIYORUM:
7) İki yıl sonraki seçimler, Cumhuriyet tarihinin en karanlık seçimleri olabilir. Muhtemelen de öyle olacaktır. Mutlak gücünü kaybetmeye aday bir diktatör eğilimli lider, direnecektir. Fethullahçılar direnecektir iktidarlarını kaybetmeye! Ve şimdiden, seçimleri kazanmak için her türlü karanlık plan ve programlarını yapmaya başlamışlardır! Demokratik geçmişi ve kültürü hiç olmayan ve demokrasiyi mutlak iktidarları için bir araç olarak gören kafa yapısı, her türlü hilekârlığı sahnelemeye hazırdır. Mutlak dincilerin veya totaliter zihniyetin neler yapabileceğini, hatta birbirlerini bile yok edebileceğini İran’da görmekteyiz! Din de mutlak iktidarlar için sadece bir araçtır! Din her türlü kılığa sokulabilir onlar için!
8) Türkiye’nin nasıl bir rejimde yaşayacağına, AKP’nin bile ortalıkla kalıp kalamayacağına karar verilme noktası, iki yıl sonraki seçimler ve sonrasıdır! Bu seçimler BÜYÜK BİR KIRILMA NOKTASI olacaktır ülke, siyasal sistem ve siyasal hayat için!
9) Bütün demokrasi güçleri, başta seçim bilgisayar sistemi ve işleyiş mekanizmaları için olmak üzere, şimdiden hazırlanmalıdır. Geçmiş seçimde ortaya atılan savlar didik didik edilerek işe başlanmalıdır. CHP buna önderlik etmelidir, eğer burada yazılanlara inanıyorsa ve Türkiye’nin geleceğini düşünüyorsa!
10) Yoksa sadece bu amaç için bir Demokratik Seçimler İçin Platform kurulmalıdır!
Orhan Bursalı / 19.07.2009 / Cumhuriyet


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder