14 Eylül 2008 Pazar

BAŞBAKAN'A BABA ÖĞÜDÜ...

Bu yazıyı hiç yazmak istemezdim. 60 yılı bulan gazetecilik, yazarlık yaşamımda ilk kez bir başbakana sesleniyorum...
Başbakan, başbakan olduğunu ne zaman anımsayacaksın? Bir ulusun yazgısını elinde tuttuğunu, yetmiş milyonun yaşamından sorumlu olduğunu...
***
Damdan ya da ağaçtan düşerek mi geldin oturdun Başbakanlık koltuğuna? Toplumun en alt kesimlerinden çıkmadın mı, ailenle, kimliğinle bu ülkenin emekçi takımından değil misin? Paşazadeliğin yok! Babadan kalma mirasyediliğin yok! Kaptırmışsın kendini din iman dalgalarına, adım adım ulaşmışsın şimdiki yerine... Ne yaptın da böyle bir yüce göreve ulaştın? Gençliğinde, daha sonraki yıllarında ne idin? Sıradan bir yurttaş!.. Ama kafasıyla, düşüncesiyle halkın, emeğin, emekçinin gerçek çıkarlarına ters düşen biri...
***
Kolaylıkla engellerden, yasaklardan kurtulup haksız yenilenen seçimle, biraz da CHP liderinin hoşgörüsüyle milletvekili olabildin, oradan da başbakanlığa!..
Altı yıl geçti bir türlü öğrenemedin başbakan olmayı! Konuşmasını da!.. Ne diyeceğini bilemedin, birbirini tutmaz sözlerle, bağırıp çağırmalarla yetindin. Milletin bunları anlıyor, beğeniyor, seni takdir ediyor sanarak!..
Hortumları kesmek dedin, sayısız yeni hortumlar çıktı. Daniska çevreciyim dedin, çevrende kim varsa, zengin etmeyi başardın... Altı yedi yıl önce hangi geçim çizgisindeydin, bugün neredesin? Bunu kimse düşünmez mi sandın?
***
Son günlerde TV’lerinle, sana kul köle gazetelerinle, yazarcıklarınla büsbütün işi büyüttün; aklı başında bir kişiye uymayacak sözler, hakaretler, suçlamalar yapmaktan kendini alamadın! Hiçbir sıkıntı duymadan, seni uyaracak bir yakının, bir gerçek dostun da olmadığından, esip esip köpürdün! Bir kötü sona doğru gittiğini fark etmiyor musun?
İşte aç yığınlar, işte işsiz yığınlar, işte sadaka bekleyen yığınlar, işte yağmacılar, vurguncular, yobazlar!..
Basın dünyasının en kıdemli yazarı olarak, neredeyse oğlum yaşındaki TC Başbakanı’na seslenmek gereğini duydum. Altmış yıldır çok başbakan gördüm! Başbakanlar eleştirdim, ama gözü kara, öfkeden ne dediğini bilmez birini daha görmedim!.. Yaşımın verdiği deneyimlere dayanarak söylüyorum! Hemen görevinden ayrıl!.. Dokunulmazlıklarını kendi elinle yok et!.. Gel, adalet önünde hesap ver... Altı yılda yığdığın servet neyse, onları da ulus önünde açıkla!..
Yepyeni ol! Halktan yetişmiş, Rize’nin, Kasımpaşa’nın gerçekten ‘ak’ insanı ol!.. Oktay AKBAL /14.08.2009 / Cumhuriyet


Hiç yorum yok: