Cemaat türban konusunda epey bir yol aldı.
Şimdi sıra içki konusuna geldi.
Aslında her ikisinde de mantık aynı:“Sen beni günah işlemeye teşvik ediyorsun!”
Türkiye uzunca bir süre türban konusunu tartışmıştı oysa.
Tartışma diyoruz ya, aslında tartışma değildi o.
Havanda su dövme idi.Çünkü konunun çok temiz,Hiç şüpheye yer bırakmayacak bir mantığı vardı:“Müslüman erkeği günahtan uzak tutmak!”
Her ne kadar konuyu özgürlükler bağlamında ele alsalar da,Türban takmayı kadının bireysel bir tercihi gibi sunsalar da,Aslında türban takmanın ana fikri,Kadını günahtan uzak tutmak değil,Tam tersine erkeği tahrik etmesinin önüne geçerek,Böylece erkeğin günah işlemesine engel olmaktır.
Bu şekilde sorun kaynağında çözülmüş olur.
Yani kısaca;Kadının saçlarına, boynuna, göbeğine,Bacağına bakarak seks yapma isteği uyanacak erkek,Seks yapma isteğini oluşturan obje ortadan kaldırılarakGünahtan korunmuş oluyor.Bu Kuran’da da böyle, tüm Müslüman ülkelerde de.
O nedenle İran’a giden yabancı,Ve hatta başka dinden de kadınların türban takması zorunlu:
Erkeği günahtan korumak için!Eğer amaç kadının günah işlemesini önlemekse,Zorla Hıristiyan kadınları örtmek de ne oluyor?
Kimdir günah işlemekten korunan?Erkek!Kadınla ne ilgisi var?Hiç!Bu çok basit konuyu,Yok kadınların bireysel tercihi,Yok kadınların siyasi simgesi,Yok kadınların inanç özgürlüğü diye sundular.
Oysa konu gerçekten de çok basittir:
Türban takma konusunda istisna yoktur.
Toplumda bir kişi bile takmasa,Erkeklerin çoğu günaha girer,Ve türban takma işi amacına ulaşmamış olur.
Bu nedenle kadının inancı falan önemli değildir.
İster Müslüman olsun, ister Hıristiyan,İster Budist olsun, isterse de Ateist,Bütün kadınlar türban takmalıdır.
O nedenle İran’da veya Suudi Arabistan’da,Yabancı misafir kadınlara inancı sorulmaz,Sıradan hepsi kafalarına türban takmak zorundadır.
Tabii bizim ülkede bir sürü salak akademisyen,Sözüm ona demokrat ama aslında Liboş,“Marks hiç laiklikten bahsetti mi? Hayır!Demek ki laiklik diye bir sorun yoktur!” diyebilecek kadar komik,Sazan balığı kadar akıllı, sosyolog yaftalı,Baskın Oran tarzı çakma sosyalistler,Konuyu özgürlük meselesi olarak sundular.Oysa istenen şey apaçık belliydi:
Ülkede erkekleri günah işlemekten alıkoyacak ortamı yaratmak!İşte şimdi aynı şey içki konusunda yapılıyor.
Bakın gazetelere, medya organlarına,Günden güne, sistemli bir şekilde içki yasağı,İçkiye tepki haberleri artıyor.Vatandaş Gaziantep uçağında,Yanında içki içildi diye çıngar çıkarmış.
Gerekçe de şu:“Arkadaş ben dua ediyorum.
Dua ederken içtiğin şarap leş gibi kokuyor, rahatsız oluyorum!1 saatlik yolculukta içmek zorunda mısın? Sık dişini, evine gidince iç!”
Ne kadar masum gerekçe değil mi?İran’da da devlet tam olarak bunu söylüyor:
“Evinde ne yaparsan yap, ama evinde yap!”İçki konusunda daha dürüst davranıyorlar Allah’tan.
Başı açık kadından rahatsız olduklarını henüz söyleyemiyorlar ama,İçki içilmesinden rahatsızlık duyduklarını söyleyebiliyorlar.
Kokusundan falan değil,Tamamen inanç gereği.
Yoksa değil o vatandaşa,Bir Degüstatör’e bile test yapsanız,Gözünü kapatıp yarım metre soluna şarap,Yarım metre sağına da meyve suyu koysanız,Hangisinin şarap olduğunu anlayamaz.
Büyük olasılıkla adamın ağız kokusu;Şarap kokusundan çok daha ağır ve baskındır.
Ama bu duruma alışmak gerekir.Yılışık, çakma sosyalistlerle Liboşlar,Bu adamlarla kol kola ülkenin canına okuyorlar.İkinci grup sistemli, birinci grup ise büyük bir aymazlık,Ve aptallıkla yapıyor bunu.
Özgürlüklerden ve demokrasiden bahsedenler,Neden şu çoktan çığrından çıkmış,Hiçbir ülkeyi bırakın,Hiçbir Müslüman ülkede de örneği olmayan,Aslında dinin kendisine hakaret olan ezan çılgınlığını görmezler?
Sonuna kadar açılmış, kalitesiz hoparlörlerden,Hiçbir sıra gözetmeden tamamen birbirine karışarak,Ve korkunç bir ses kirliliği yaratarak,Hangisinin başlayıp, hangisinin bittiği belli olmadan,Neredeyse 20 dakika boyunca devam eden,Çocukluğumuzdan bildiğimiz o mükemmel ezanla hiçbir ilgisi olmayan,Ama kimsenin de dur demediği,Hatta rövanşist duygularla özel bir haz duyarak,Bilhassa desteklediği ezan karmaşası nedir?
Müslüman olsun olmasın bir çok edebiyatçının da hayran kaldığı,Hepimizin hayatında özel yeri olan ezanlar nerede?Bu estetik güzelliği, anılarımızı canlı tutan bu güzelliği bile almadılar mı?Sabahın köründe, hiçbir makama uyulmadan,Avazı çıktığı kadar bağırarak,Yine sonuna kadar açılmış hoparlörlerden yapılan,Ve en az 15-20 dakika süren ezan karmaşasından sonra uyumak mümkün mü?Çocukluğumdan hatırlarım o büyülü sabah ezanını.Çok farklı bir makamda,Ve sanki insanları uyandırmak,Rahatsız etmekten imtina edermişçesine okunan,Hepimizin hayatına güzellikler katmış sabah ezanı nerede?
Duyamadım çakma demokratlar?Ne dediniz?
Özgürlükler diyordunuz değil mi?
O güzelim sabah ezanını dinleme özgürlüğü yok,Sabah sessizliğinde uyuma özgürlüğü yok,Ama Şarap içilmeyen bir ortamda,Geğire geğire, gaz sala sala seyahat etme özgürlüğü var değil mi?Ne özgürlüğü?Bu da aynı türban gibi elemanı günahtan uzak tutma operasyonu değil mi?
Vatandaşın ağzının suyu akmış,Nefis bir şişe Shiraz götürmek varken,İçemeyip kıvranmak duman etmiş onu.
Az kalsın dayanamayıp hostesten getirmesini isteyecekmiş.
Bu günahtan da uzak durabilmek için,Etrafında kimsenin içmemesine ihtiyacı var.
Yoksa dayanamayıp günaha girecek yine haspa tosuncuk!Bize göre sorun yok ama,Bizim azgın tosuna göre sorun var.
Karı-kız görünce azmasın diye,Şarap görünce ağzı sulanmasın diye,El birliğiyle günahtan uzak tutup,Cennete gitmesini saylayacağız evvelallah.
Tosun cennete gidene kadar sıkacağız dişimizi.
Orada şarap da var huriler de.Sorun bizim tosunun o zamana kadar kendini tutamamasında.Onun için benden size tavsiye:
Giyim kuşamından, saçı-sakalından
Kolayca tanıyabileceğiniz tosunları görünce,İçki varsa saklayıp, arkayı sağlama alın.
Ne olur, ne olmaz.
Feridun Fikri BAYER/// Gazeteport
26 Ağustos 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder